HOŞ GELDİNİZ!

İlham Al, İlham Ver!

Video Galeri

YouTube Videolarımıza Göz Atın!

Mizahi Hukuk Sayfasından Dernekleşmeye Gitmek, Bir Tutam Hukuk Derneği -Muhammed Furkan Kızılateş
Akasis Ekibiyle Tanışın! Akasis 1.Yıl Özel: Nasıl Bir Araya Geldik, Neler Oluyor Burada? #üret!
Üniversitede Topluluk Kurarak Organizasyon ve Liderlik Becerilerini Geliştirmek -Furkan Cenger
Kadınları Spor Yoluyla Medyada Güçlendir! Toplumsal Cinsiyet ve Spor, Koşu -Elif Numanoğlu
Öğrenci/Akran Dayanışması 21.Yüzyıl İçin Çok Önemli! / Eğitim, İşletme, İktisat Çap -Nisa Yılmaz
Paylaşmanın ve Üretmenin Cesaretini Kazanın! YGA, Twin, Veri Bilimi, Robotik -Yağmur Yıldız
Kafaları Açıyoruz, ''Yoğunum'' Demiyoruz! Bir Mentorünüzün Olması Hayatınıza Ne Katar?-Selin Kılıç
Aklınızdaki Fikri veya Girişiminizi Geliştirin! / İTÜ Çekirdek, BTM -Aleyna Sayan
142+ Milyon Instagram Filtre Gösterimine Sahip Olmanın Hikayesi, Fotoğrafçılık -Sare Akın
Japon Hamza ile Öğrenciyken 8 Ülke Gezme Deneyimi Üzerine Konuştuk! / YouTube'da 224K+ Abonesi Olmak
Akasis/ Dilara Özdemir- YouTube, Sosyal Medya, İZU Münazara Kulübü, Yönetim, Politika, İslamofobi

Gençlik Yazıları

Akasis Blog

  • image description

    TOROSLARDA YOLCULUK

      Hepimizin ruhunda gezmeyi, yolculuk yapmayı delicesine arzulayan bir taraf vardır. Yeni yerler, yeni yollar ve yeni insanlar tanıyacak olmanın verdiği o gizemli heyecan... Yolculuk, benim için sadece otobüsle yolculuk yapmak ya da saatlerce süren bir eziyet değildir. Her yolculukta geçilen yollar, kasabalar, dağlar o bölgenin hikayesini fısıldar bizlere. Hele daha önce hiç seyahat etmediğiniz bir güzergahta iseniz yeni manzaralar görmenin keyfine doyum olur mu? Sadece dışa yönelik değil, aynı zamanda içe dönük bir yolculuk da söz konusudur bu seyahatler sırasında. Kimim? Neredeyim? Ne yapıyorum? Kişinin ruhuna dair güçlü ve zayıf yanlarını keşfettiği anlardır bu anlar. Yan koltuğunuza oturan kişinin size ne tür bir bakış açısı katacağını asla tahmin edemezsiniz, elbette tüm yolculuğu tuhaf bir sessizlik içerisinde geçirmiyorsanız... 
      Yolculuktan bu kadar bahsettikten sonra sizlere biraz da Toros dağları arasından kendimin de defalarca geçtiğim yoldan bahsetmek istiyorum. Bu manzarayı özellikle Adana-Ankara yolu üzerinde yolculuk yapmanız durumunda görebilirsiniz. Yolculuğunuzu eğer bahar ayında yapıyorsanız sizi yemyeşil bir seyir bekler, eğer haziran ayının ortalarında bu yoldan geçiyorsanız ayçiçek tarlalarının arasından geçersiniz. Bu güzel çiçeğin, araziler boyunca yayılışını seyreden ayrı bir görsel zevk yaşar. Düz ovalardan geçtikten sonra ise yalçın kayalardan oluşan Toros sıra dağları arasından yolunuza devam edersiniz. Her dağın kendine özgü şekli ve aniden yükselen yapısı size kendinizi “Avatar” filmindeki uçan dağların yeryüzündeki versiyonu arasından geçiyormuşsunuz hissi verir. Defalarca yolculuk ettiğim bu yoldan geçerken her defasında ayrı bir mutluluk ve coşku duyarım. Bu coğrafyaya olan aidiyet hissi sanki bu yalçın kayalara çarparak ruhumda yankılanır. Bu sıradağlara her bakışınızda ayrı bir renk ya da doku görmek mümkündür. Eğer yaz aylarında buralardan geçiyorsanız çam ağacının her türünü ve yeşilin koyu tonlarını görürsünüz. Eğer kış ayında yolculuk yapıyorsanız aynı manzarayı beyaz bir örtü ile örtülmüş halde görürsünüz. Hatta hafta sonu bu bölgeden geçiyorsanız karda sucuk mangal keyfi yapan Çukurovalıları da görmeniz mümkündür.  
      Dağlardan bu kadar bahsetmişken bu dağlarda geçen bir efsaneden bahsetmeden de olmaz. Küçüklüğümden bu yana duyduğum bu hikâye, çocukluğun verdiği hayal gücü sayesinde her ayrıntısı ile hala aklımın bir köşesinde durur. Efsaneye göre bu dağlarda yaşayan bir çoban ve kızı varmış. Bu çoban ve kızı dağlardan hayvanlarını otlatır, dağdan topladıkları faydalı otları çarşıda satarlarmış. Bir gün çobanın kızı dağın tepesindeki uçurumun kenarında bir tutam ot görmüş. Otu almak için uçurumun kenarından aşağıya eğildiği sırada o zamana kadar gördüğü en büyük yılan ile burun buruna gelmiş. Yılan öylesine büyükmüş ki boyu bir ağacınki gibi uzun ve genişliği bir insan gövdesi, derisiyse bir zırh kadar sertmiş. Yılanı gören kız o an ne yapacağını bilememiş ve şöyle dua etmiş “Allah’ım ya beni ya koca yılanı taşa çevir”. İşte o an hem kız hem de yılan aynı anda taşa dönüşmüşler. İşte dağda yer alan çıkıntının efsanesi nesilden nesle böyle anlatılır. Kim bilir belki bir gün bu güzergâhtan geçerseniz, dikkatli baktığınızda efsaneye dönüşmüş bu çıkıntıyı siz de görebilirsiniz. Şimdi sizleri geçen günlerde yaptığım yolculuk sırasında çektiğim dağ manzaraları ile baş başa bırakıyorum.