HOŞ GELDİNİZ!

İlham Al, İlham Ver!

Gençlik Yazıları

Akasis Blog

  • image description

    FORMULA 101: 1- “IT’S LIGHTS OUT AND AWAY ...

    Selamlar! Bu yazıyla birlikte hem Akasis, hem de bir F1 tutkunu olarak benim için yepyeni bir seriye başlıyoruz.  
    Benim Formula 1’e olan tutkum daha çok küçük yaşlardayken başladı. Annemin anlattığına göre üç-dört yaşlarındayken pazar sabahları erken kalkıp televizyonu açar, yarışları izlermişim. Ama asıl olarak 2006 Türkiye Grand Prix’sine gittiğimde tanıştım bu sporla. Yarışı babamla birlikte padoktan seyretmiştik ve Ferrari pilotu Felipe Massa ilk zaferini almıştı o gün.  
    O anlara dair aklımda kalan birkaç şey var: Arabalar her geçtiğinde gürültüden korkup babama sarılmam, göz açıp kapayıncaya kadar geçip giden arabalar ve sesten etkilenmemek için dağıtılan turuncu kulak tıkaçları. Ek olarak içimde bıraktığı izler ile hâlâ devam eden bir tutku ve Fernando Alonso hayranlığı. 
    Yine aynı yıl Autoshow fuarında ilk kez bir Formula 1 otomobili görmüş ve o kırmızı takıma hayranlık duymaya başlamıştım. Orada 2006 sezonu Scuderia Ferrari otomobilinin önünde kuzenim Melih ile çekildiğimiz fotoğrafı da yazıma eklemiş olayım. Fotoğrafa dikkat ederseniz otomobili nasıl da sahiplenmişim. İşte o gün bugündür Ferrari taraftarıyım. 

    Futbola 22 adamın bir topun peşinden koşması gözüyle bakan kimselerin 20 adamın ölümcül hızlarla pist etrafında dönmesine anlam veremeyeceklerine eminim. Çünkü Formula 1, hızı ve arabaları sevmenin dışında, rekabeti ve mücadeleyi seven herkesin ilgisini çekebilecek bir spordur.  
    Yarış takvimindeki her hafta sonunda gözler bir ana kilitlenir. Otomobiller grid’e dizilir, sırasıyla beş kırmızı ışık yanar ve nefesler tutulur. İşte bu an “Işıklar söner, gösteri başlar.” 
    Formula 1, dünya genelinde motor sporlarının zirvesi kabul edilen bir gösteridir. 1950’lerde emniyet kemersiz şampiyonluklar kazanan Fangio, hayatını hiçe sayarak yarışan Ascari’lerle başlayan, 70’lerde Lauda-Hunt rekabetiyle nefes kesen, 71 yıl boyunca filmlere ve belgesellere konu olan onlarca mücadele, rekabet, kaza ve ölüm ile varlığını devam ettiren Formula 1, hâlâ nefes kesen heyecanıyla kitleleri peşinden sürüklemeye devam eden bir yarış serisidir. 
    Ayrıca bu yarış serisi mühendislik anlamında içten yanmalı motorların ve otomobil teknolojilerinin geldiği en üst noktayı temsil etmektedir. Takımlar motor teknolojisi, aerodinami, dayanıklılık ve daha birçok konuda mühendisliğin sınırlarını zorluyorlar ve yalnızca pist üstündeki pilotlarıyla değil, fabrikadaki mühendisleri ile birlikte bu rekabete ve meydan okumaya ortak oluyorlar.  
    Basitçe açıklamak gerekirse, açık tekerlek yarış serilerinin zirvesidir Formula 1. Bunun haricinde koşulan onlarca yarış serisi vardır. Amerikan F1’i diyebileceğimiz Indycar, Nascar, otomobil limitlerini sonuna kadar zorlayan WEC, LeMans 24h başta olmak üzere 24 saat yarışları (Evet pistin etrafında 24 saat boyunca dönüyorlar), tozu dumana katan Ralli serileri, elektrikli araç serileri, Kenan Sofuoğlu gibi şampiyonlarımızın da olduğu motosiklet serileri… 
    Motosikletleri dışarıda bırakırsak, dört teker üzerinde yarışılan onlarca seri vardır. Ancak Formula 1 bunların gözbebeğidir. Grand Prix kazanmak ve F1 Dünya Şampiyonu olmak, kariyerine yeni başlayan karting pilotu çocuklardan, en tepe serilerin şampiyonlarına kadar tüm yarış pilotları için tartışmasız en büyük hayaldir diyebiliriz.  
    Formula101 yazı dizisinde bu 71 yılda biriken hikâyeleri, ezeli rekabetleri, üretilen eşsiz teknolojileri, Formula 1 başta olmak üzere motor sporlarıyla ilgili birçok konuyu dile getireceğiz. F1 spikeri David Croft’un deyimiyle: “It’s lights out and away we go!” 

    - Yunus Emre Özyurt 

  • image description

    SALYANGOZLARLA ARKADAŞ OLABİLİR MİYİZ?

    Herkesin sahiplenmek istediği, bazılarımızın başardığı bazılarımızın ise içinde ukde kalmış bir minik dostu mutlaka olmuştur. Evet, benim de masumca sahiplenmek istediğim bir dostum vardı ama sizin tahmin ettiğiniz türden (kedi, köpek, kuş) değildi... Minik antenleri ile kendine aşık eden, asil sürünüşüyle büyüleyen bir salyangoz sahiplenmek istiyordum. Babamın bahçeyi suladığı bir gün masumca çiçekleri izlerken ilk defa salyangoz ile karşılaşmıştım. Asil asil sürünüyor ve sanki bana selam verircesine antenlerini oynatıyordu, adeta büyülenmiştim. Hevesle yaklaşıp tokalaşmak için elimi uzattığımda ise elim havada kalmıştı. Elinin olmadığını fark edince nazikçe antenleri ile tokalaşmak istemiştim ama korkmuştu, evine saklandı; o anki saf sevgimle beni sevmediğini düşünerek üzgün bir şekilde babama seslendim. "Yine ne diyor bu kız, bu sefer başıma ne dert açacak?" diye düşündüğüne o kadar eminim ki...  
    Yanıma yaklaşmıştı. Hayranlıkla ama benden hoşlanmadığını düşündüğüm için bir o kadar da üzgün bir yüz ifadesiyle baktığım salyangoza doğru eğildi. Salyangoz artık uçuyordu. Babam çiçeklere zarar veriyor gerekçesi ile yeni dostumu öylece fırlatmıştı, hiç hoş değildi. Göz yaşlarıma hâkim olamamıştım. Bana sunduğu bahaneyi kabullenmeyeceğimi fark edince duymak istediğim cümleler söylemiş, beni ikna etmeyi başarmıştı. Olay o anlık unutulsa da salyangozlarla olan maceramızın yeni başladığından henüz habersizdik. Üzerinden ne kadar zaman geçtiğini hatırlamıyor olsam da bir gün aklıma "Komşularımızın evcil hayvanları var bizim neden yok?" sorusunun beliriverdiğini çok net hatırlıyorum. Ben de evcil hayvan istiyordum; isim vereceğim, oyun oynayacağım, dertleşebileceğim bir dost. Aklıma ilk gelen fikir ise çok etkilendiğimden olsa gerek salyangoz sahiplenmek olmuştu. Evden kutu alıp heyecanla arkadaşımın kapısına koşmuştum: "Bugün salyangoz toplayacağız, hepsi ile arkadaş olacağız!" Fikir ona da mantıklı gelmiş olmalı ki sorgulamamıştı bile.  
    Önce kutunun altını salyangoz arkadaşlarımızın aç kalmaması için yapraklar ile doldurmuştuk sonra da onlarca salyangozu kutuya koyup bir köşede hepsine tek tek isim vermiştik. Hangi ismi kime verdiğimizi karıştırınca hepsine çocukluk aşkımın ismini vermiştim. Akşam olduğunda canım dostlarımın dışarıda kalmasına müsaade edemezdim. Benimle kalmalıydılar. Fikri anneme sunduğumda ise adeta dehşete düşmüştü. "Bu çocuk benim çocuğum olamaz!" dercesine bakan gözlerini sanırım yıllar geçse de unutamam :) Tabi ki izin vermedi! Ama ben durumu kabullenip kaderime boyun eğmemiştim. Onları gizlice odama götürdüm. Gece hepsine iyi geceler öpücüğü verdikten sonra masum masum uyuyacağımızı sanıyordum ancak işler pek tahmin ettiğim gibi ilerlemedi... Ben uyurken odamı gezmek istemişler :) Sabah annemin çığlığı ile uyanmıştım. Kalktığımda her yerdelerdi... Sonrasını pek hatırlamıyorum ama yaşanmış olabilecek iki seçenek var, ya gözlerimdeki mutluluğu görüp bana kızmaya kıyamamıştı ya da dostlarımın evlerini sahiplenmeleri beni o kadar mutlu etmişti ki annemin bağırışlarını duymamıştım bile... Hangisi olduğunu hatırlamasam da senelerce yazları salyangoz baktığımı hatırlıyorum. Ve minik bir itiraf hâlâ salyangozları çok seviyor, karşılaştığım zaman antenleri ile selamlaşmaya devam ediyorum :) Bu benim ve canım oda arkadaşlarımın anısıydı. Şimdi de sizlere biraz da kendilerinden bahsetmek ve onları daha yakından tanımanızı istiyorum. Eminim siz de minik dostlarımı çok seveceksiniz... 
    Salyangozlar görebilirler ancak duyamazlar çünkü kulakları ve kulak kanalları yoktur. Çoğu kara salyangozunun iki tane uzun anteni ve antenlerin uç kısımlarında gözleri vardır, altta kısa olan iki anteni ise koku almak ve etraftaki titreşimleri hissetmek için kullanırlar. Anlayacağınız benim canım arkadaşlarımın bana katlanabilme ve o kadar nazımı çekebilme sebebi belli olmuştu. Zaten başka türlü kimseye dertlerimi bu kadar çok dinletemezdim, anlamalıydım...  
    Peki benim yakışıklı prenslerimin kaç yaşına kadar yaşadıklarını biliyor musunuz? Salyangozların yaşam süreleri üç ila yedi yıl arasındadır.  Hatta bakılıp beslendikleri zaman yaşam süreleri on-on beş yıla kadar çıkabilir. Bahçe salyangozlarının 14.175 dişi vardır. Tüm dişleri radula denilen dillerinde bulunur. Bu bilgi beni dehşete düşürmüştü... O kadar diş bizde olsaydı nasıl fırçalardık? Neyse ki sadece 32 taneler :) Aklınızda soru işareti kaldığına emin olduğum diğer bir kısma geçiyorum. Salyangozlarla o kadar samimi olduğumu, tokalaştığımı söyledim peki bu hayvanlar mikrop taşımıyor mu ya da Zehirli olabilirler mi? Salyangozlar yaşam alanı olarak sıcak ve nemli daha doğrusu sulu ortamları tercih eder. Evlere kadar gelen bazı salyangozlar dışarıdan konut içlerine mikrop taşırlar ve bu sebeple bile zararlı olarak görülebilirler. Beslenmelerinde genellikle otçul oldukları gibi etçil olan türleri de mevcuttur. Zehir kısmına gelecek olursak, Koni Salyangozu türü zehirlidir. Bu tür Avustralya, Asya Pasifiği ve Endonezya civarlarında yaşar. Gündüzleri kumda saklanır, geceleri ise avlanmak için suda gezinir. Kancaları içinde iki yüz farklı zehir bulunduran bir iğne taşır. Koni Salyangozuna mermer yüzeyli salyangoz da denir. Boyu sadece ortalama bir insan eli boyundadır. Bu etobur yumuşakça genelde balık yer. Bunların zehirleri bir insanı sadece beş-on beş dk arası bir zamanda öldürür. Altı yüzden fazla alt türü vardır. Bu da demek oluyor ki; her salyangoza benim gibi sevgi beslememek gerek, yoksa bu sevgi kötü bir sona sebep olabilir... Salyangozlarla anılarım ve vermek istediğim bilgiler bu kadardı eklemek ya da düzeltmek istediğiniz bir kısım olursa @yusraozdemiir instagram hesabımdan benimle iletişime geçebilirsiniz. Kendinize çok iyi bakın. Bir dahaki yazımda görüşmek üzere hoşça kalın... 
    -Yüsra Özdemir 

Video Galeri

YouTube Videolarımıza Göz Atın!

Mizahi Hukuk Sayfasından Dernekleşmeye Gitmek, Bir Tutam Hukuk Derneği -Muhammed Furkan Kızılateş
Akasis Ekibiyle Tanışın! Akasis 1.Yıl Özel: Nasıl Bir Araya Geldik, Neler Oluyor Burada? #üret!
Üniversitede Topluluk Kurarak Organizasyon ve Liderlik Becerilerini Geliştirmek -Furkan Cenger
Kadınları Spor Yoluyla Medyada Güçlendir! Toplumsal Cinsiyet ve Spor, Koşu -Elif Numanoğlu
Öğrenci/Akran Dayanışması 21.Yüzyıl İçin Çok Önemli! / Eğitim, İşletme, İktisat Çap -Nisa Yılmaz
Paylaşmanın ve Üretmenin Cesaretini Kazanın! YGA, Twin, Veri Bilimi, Robotik -Yağmur Yıldız
Kafaları Açıyoruz, ''Yoğunum'' Demiyoruz! Bir Mentorünüzün Olması Hayatınıza Ne Katar?-Selin Kılıç
Aklınızdaki Fikri veya Girişiminizi Geliştirin! / İTÜ Çekirdek, BTM -Aleyna Sayan
142+ Milyon Instagram Filtre Gösterimine Sahip Olmanın Hikayesi, Fotoğrafçılık -Sare Akın
Japon Hamza ile Öğrenciyken 8 Ülke Gezme Deneyimi Üzerine Konuştuk! / YouTube'da 224K+ Abonesi Olmak
Akasis/ Dilara Özdemir- YouTube, Sosyal Medya, İZU Münazara Kulübü, Yönetim, Politika, İslamofobi

Geri Sayım

Akasis Komünite İçin Geri Sayım Başladı!

Akasis Komünite

Komünitede Neler Yapacacağız?

  • image description
    Akasis Komünite
    ZOOM

    Bilimden sanata, edebiyattan felsefeye, medyadan girişimciliğe kadar daha pek çok farklı konuda konuşacağımız; akranlarımızla halkalar oluşturup bir mesele hakkında enine boyuna fikirler geliştirip projeler üreteceğimiz Akasis Komünite "Bir de Akranından Dinle" başlıyor!
    Tamamen online olarak Türkiye'nin her köşesinden gençle buluşmak, akranlarından ilham almak için Akasis Konünite'de yerini al! Başvurmak için biomuzda bulunan başvuru formunu doldurman yeterli. Soruların ve fikirlerin için daima buradayız!
    Katılımcı başvuru formu için: https://forms.gle/D5MzuTvkptqdRQmr9
    Eğitmen başvuru formu için:  https://forms.gle/YnkSzLzoTmjWrSzw7  (Bir de Akranından Dinle)
    (İkisine de birlikte başvurabilirsiniz, sizle iletişime geçior olacağız.)

Podcast

Akasis, gençlerin sesleri olmak adına farklı podcastler yayınlamaktadır. Yeni Bölümler Spotify Akasis Hesabında!

Hakkımızda

Biz gençler kendimizi bulmak istiyoruz ancak bazen bu hangi yolla, hangi yöntemle olacak, bilemiyoruz. Farkına vardık ki aslında gençler en büyük motivasyonu birbirlerinden alıyorlar. Yapmaya çabaladığımız işlerde benzer yollardan, benzer zorluklardan ve en önemlisi de aynı zaman diliminden geçerek kendimizi bulmaya çabalıyoruz. Bu yüzden birbirimizin deneyimlerine ulaşabilmek daha kıymetli olabiliyor. Bizce kendini bulma çabası; okuldan, notlardan daha ziyade takıldığımız yerlerden, tecrübelerimizden, keyifle yaptığımız işleri aramaktan ve üretmeye çalışmak gibi eylemlerden oluşuyor. Bu yüzden Akasis’te hangi okulu nasıl kazandığımızı değil; girişimci ve üretken ruhumuzu, sosyal hayatımızı, gelecek hedeflerimizi ve hayallerimizi konuşmak istiyoruz! Benzer işler yapmak isteyen ama nereden ve nasıl başlayacağını bilmeyen gençlere bir ilham, birbirimize motivasyon kaynağı olmak istiyoruz.

Ekibimiz

İz Sürücüler

image description

Kübra Nur Duman

Muhtar kubranurduman@akasis.org
image description

Ceyda Çığır

Post Woman
image description

Emrecan Çetin

Müteferrika aemrecancetin@gmail.com
image description

Melike Avcu

Kolomb melikeavcu@akasis.org
image description

Aleyna Esma Bilgin

İletişim
image description

Betül Eren

image description

Ahsen Çamlıca

image description

Merve Kalkan

Editör
image description

Nisanur Karadaş

nisanur@akasis.org
image description

Esra Kütük

Editör
image description

Festim Eger

Küresel Sahne Balkanlar Temsilcisi
image description

Hümeyra Metin

image description

Ramiz Qato

image description

Yasemin Kaya

image description

Ayşegül Elina Yaylı

aysegulyayli81@gmail.com
image description

Asude Canan Doğan

Bize Ulaşmak İçin

Bize sosyal medya platformlarımızdan veya buradan ulaşabilirsiniz!

Formunuz iletilmiştir. Teşekkür ederiz.
Submit

İletişim

Çayımız, kahvemizle sizleri bekliyoruz!

HARİTADA AÇ

İletişim

Çayımız, kahvemizle sizleri bekliyoruz!
Adresiniz cadde, sokak, semt şeklinde tanımlayın.
İstanbul, Türkiye



Instagram: @akas.is https://www.instagram.com/akas.is/?hl=tr Twitter: https://twitter.com/Akasistv Linkedin: https://www.linkedin.com/company/akasis/ E-posta: akas.istv@gmail.com Spotify: https://open.spotify.com/user/wo2oj01...

E-Bülten

Yeniliklerden ve gençlere dair haberlerden haberdar olun!

E-bülten üyeliğiniz tamamlandı. Teşekkür ederiz.
Submit